Sağlık Turizminin Geleceği:
Veriyi Anlamlı Hikâyelere Dönüştürmek
Bugünlerde hangi masaya otursak konu bir şekilde dönüp dolaşıp yapay zekâya geliyor. Sağlık turizmi de her alan gibi bu rüzgârı en sert hisseden alanlardan biri. Ancak sektörde çok sık rastlanılan bir yanılgı var: “Yapay zekâ kullanıyoruz” demekle, bu teknolojiyi kurumun omurgasına yerleştirmek arasında dağlar kadar fark var.
Peki, lafı dolandırmadan devam edecek olursak; kurumlar bu dönüşüme ne kadar hazır?

Temeldeki Çatlak: Kirli Veriyle Teknoloji Yarıştırmak
Yapay zekânın yakıtı veridir. Eğer deponuzda temiz yakıt yoksa, dünyanın en iyi motoruna da sahip olsanız o aracı yürütemeyeceğinizi bilirsiniz.
İtiraf edelim; çoğu klinikte veriler hâlâ birbirinden kopuk Excel dosyalarında veya manuel tutulan kâğıt kayıtlar arasında dağılmış durumda. Verinin düzenlenmediği, analiz edilmediği ve “okunabilir” hale getirilmediği bir ortamda yapay zekâdan mucize beklemek biraz hayalperestlik olur. Sormamız gereken ilk soru şu: Elimizdeki veriye ne kadar hakimiz? Eğer cevap net değilse, sorunu yazılımlarda değil, temelde aramalıyız.

Yazılımı Almak Kolay, İnsanı İkna Etmek Zor
En pahalı sistemleri satın alabilirsiniz; bu sadece bir bütçe meselesidir. Ancak o sistemi kullanacak ekibi sürecin bir parçası haline getiremezseniz, elinizdeki tek şey pahalı bir “oyuncak” olur.
Yapay zekâ sadece bir iş akışını hızlandırmaz, çalışma kültürünü kökten değiştirir. Satış temsilcisinden hekime kadar herkesin alışkanlıklarına dokunur. Çalışanlar bu teknolojiyi bir “yardımcı” olarak değil de yerini alacak bir “tehdit” olarak görürse, sistem daha ilk günden çöker. Gerçekten hazır olan kurumlar, önce dijital okuryazarlığı ve güveni inşa eder, yazılımı sonra kurar.
Kişiselleştirme mi, Fabrikasyon Cevaplar mı?
Sağlık turizmi her şeyden önce bir güven ve duygu işidir. İnsanlar binlerce kilometre öteden, size canını emanet etmeye geliyor. Kimse bir dosya numarası ya da soğuk bir otomasyonun “sıradaki” cevabı olmak istemez.
Yapay zekânın gerçek sınavı burada başlıyor. Hastanın geçmişini hatırlayan, endişesini anlayan ve ona gerçekten “özel” olduğunu hissettiren bir sistem mi kuruyoruz? Yoksa her soruya aynı ruhsuz şablonları gönderen bir çağrı merkezi mi yaratıyoruz? Aradaki fark, hastanın telefonu kapattığı anda hissettiği o güvende saklıdır.

Güven, Yeni Para Birimimiz
İşin teknik boyutu bir yana, en hassas nokta veri güvenliği. KVKK ve GDPR artık sadece hukuki birer zorunluluk değil, bir itibar meselesi.
Hastaya sadece “verileriniz güvende” demek artık kimseyi tatmin etmiyor. O verinin nasıl işlendiğini, kimlerin eriştiğini ve hastanın faydasına nasıl kullanıldığını şeffaflıkla anlatabilen kurumlar bir adım öne çıkacak. Çünkü sağlık turizminde güven, en az fiyat ya da teknoloji kadar belirleyici bir kriter haline geldi.

Sonuç: Bir Yazılım Almadınız, Bir Dönüşüme Girdiniz
Sağlık turizminde yapay zekâya geçmek, bilgisayarlara yeni bir program yüklemek değildir. Bu, bir bakış açısı değişimidir.
Verisini disipline eden, ekibini sürece dahil eden ve teknolojiyi insani dokunuşu desteklemek için konumlandıran kurumlar yarının kazananı olacak. Bu entegrasyonu sadece teknik bir zorunluluk gibi görüp yüzeysel kalan yapılarda ise maalesef harcanan emeğin ve kaynağın karşılığını tam olarak almak pek mümkün olmayacak.
Asıl mesele şu: Siz gerçekten dönüşüyor musunuz, yoksa sadece hızıyla gözünüzü korkutan dünyaya yetişmeye mi çalışıyorsunuz?
Çallı, F. (2021). Turizm endüstrisinin dijital geleceği. Journal of New Tourism Trends, 2(1), 97-107.
Bostan, M. H., & Halhallı, H. C. (2025). 11. Bölüm Sağlık Turizminde Yapay Zekâ Uygulamaları. Sağlık Turizmi: Sağlıkta Sınırları Aşmak, 187.
Hüsniye, A. Ş. I. K., & Güner, Ş. İ. (2025). Sağlık Turizminde Dijital Sağlık Uygulamalarının Kullanımı. Prof. Dr. Elif Dikmetaş Yardan, 96.
Vural, İ., & Ceylan, U. (2025). Türkiye turizminin geleceğinin yapay zekâ ile tahminlemesi. Journal of Humanities and Tourism Research, 15(1), 170-183.
Yalman, F. (2023). Sağlık Turizminde Yapay Zekâ Uygulamaları Ölçeği: Türkçe Geçerlilik ve Güvenilirlik Çalışması. Türk Turizm Araştırmaları Dergisi, 7(3), 521-534.
Yorumlar